Burak EŞLİK: “Kendime Güvenim Beni Ayakta Tuttu”

Burak EŞLİK: “Kendime Güvenim Beni Ayakta Tuttu”
Ülkemizi NBA’in bir alt ligi olan NCAA Division 1’de temsil eden 1994 doğumlu Burak Eşlik, sergilediği başarılı oyunu ile dikkatleri üzerine çekiyor.  ABD’nin Illinois eyaletindeki NCAA takımlarından Southern Illinois University Edwardsville takımında forma giyen 23 yaşındaki oyun kurucunun en büyük hedefleri arasında NBA arenasında boy göstermek var.

Amerika’daki kariyerine NCAA Division 1’de başarılı bir şekilde devam ediyorsun. İsmin ön planda olmaya başladıkça herkes seni merak etmeye başladı. Burak Eşlik kimdir? Basketbol severlere kendinden bahsedebilir misin?

9 Şubat 1994 tarihinde doğdum, ailemin tek çocuğuyum. Spor hayatıma çok küçük yaşlarda futbol ile başladım, 8.sınıfın sonunda ise basketbol oynamaya başladım. Şu an Amerika’da NCAA Division 1 takımlarından Ohio Valley Konferansı takımlarından Southern Illinois Edwardsville takımında basketbol oynamaktayım. Basketbol dışında da boş zamanlarımı yürüyüş yaparak, video oyunları oynayarak ve film izleyerek geçirmeyi seviyorum.

Başarılı bir basketbolcu olarak seni ve hikayeni merak edenler var. Bize basketbola nasıl ve nerede başladığını anlatır mısın?

Basketbola ilk olarak Bizimkent İlköğretim Okulu’nda 8. sınıfta başladım. Ağabeyim Ertuğrul Bölükbaşı takıma antrenörlük yapıyordu ve benim de boyum uzun olduğu için takımda olmamı istiyordu. O zamana kadar uzun bir süre Galatasaray’ın Alt yapısında futbol oynamıştım. Şu an Galatasaray Altyapı Sorumlusu olan Hasan Serbest ağabeyin beni futbol idmanlarında izleyip her idman sonrası basketbola başlamam konusunda ısrar etmesi sonucunda Galatasaray’da basketbola başlamaya karar verdim. Daha sonrasında birkaç yıl futbol ve basketbolu birlikte oynadım. Tercih zamanım geldiğinde ise kalbimin sesini dinleyerek basketbolu seçtim. 

Türkiye’nin en başarılı ve köklü kulüplerinden biri olan Galatasaray’da forma giydiğini biliyoruz. Galatasaray’dan ayrılık ve Amerika macerana başlarken ne gibi süreçler ile karşılaştın? Seni zorlayan bir durum ile karşı karşıya kaldın mı?

Beni en çok zorlayan durum Okyanus Koleji’nde basketbol oynadığım zaman antrenörüm olan Şenol Özelmas ağabeyimi ve takım arkadaşlarımı (Galatasaray ve Okyanus Koleji’ndeki) yarı yolda bırakmak oldu. Çünkü Şenol Özelmas’ın benim üzerimde emeği çoktur. O yüzden sezon ortasında takımdan ayrılmak benim için çok zor bir durumdu.

“Ailem Her Adımda Yanımda Yer Aldı ve Beni Hep Destekledi”
Türkiye’den ve ailenden ayrılıp, ABD’ye eğitim ve spor için gitmek senin için zor oldu mu?

Annem ve babam (Ayla Eşlik, Kadir Eşlik) şu ana kadar attığım her adımda yanımda oldular ve beni desteklediler. Bu yüzden Amerika’ya ne kadar ciddi mentalitede hedeflerimi gerçekleştirmek için gittiğimi bildikleri için ailem konusunda hiçbir sorun yaşamadım.

Türkiye’den sonra Amerika’daki yaşam, adaptasyon sürecinde seni zorladı mı? Amerika’ya giderken hedeflerini belirlemiş miydin?

Dil, okul, yaşam tarzı ve kültür daha önceden hiçbir şey bilmediğim konulardı. Ama tüm bunlara karşın Amerika’ya gitmeden önce zaten kendimi hazırladığım sorunlardı, bu nedenle zamanla üstesinden gelmeyi başardım. İngilizce bilmemek, dersler ve etrafımda hiç tanımadığım insanların olması sorunlardan bazılarıydı. Ama dil problemini halledince, öbür sorunlar da otomatik olarak çözülmeye başladı.

Basketbol konusunda yaşadığım zorluklar genelde sakatlık sorunuydu. Lisenin son zamanlarında, kolejlerden teklif almaya başlayacağım zaman ayağımda stres kırığı olduğu ortaya çıktı ve ayağımı alçıya aldırmak zorunda kaldım. Bu durum psikolojik açıdan benim için çok zordu. Genel olarak yaşadığım sorunların üstesinden gelmeyi başardım. Çünkü hedeflerim belliydi. Bu zorlu dönemlerde kendime olan güvenim ve hedeften şaşmamam beni ayakta tutan en önemli şeylerdi.

“Burada Aynı Hayali Kuran Binlerce Genç Var”

NCAA Division 1’de forma giyiyorsun ve Türkiye’den Amerika’ya giden bütün gençlerin öncelikli hedefi bu oluyor. Bize NCAA Division 1 seviyesinden bahsedebilir misin? ABD’de basketbol hayatında şu ana kadar geldiğin nokta seni memnun ediyor mu?

NCAA Divison 1 seviyesi, NBA’nin bir alt seviyesi konumunda ve aynı zamanda profesyonel basketbol seviyesine adım atılması için gelinen en zor seviye. Çünkü seninle birlikte aynı hedefi, hayali olan binlerce genç ve yetenekli oyuncular var. Basketbolun daha hırslı, atletizmin ön planda ve oyuncuların agresiflik seviyesinin üst seviyede olduğu bir lig.
Şu ana kadar geldiğim noktadan geriye doğru baktığımda ne tür engelleri aşarak bu noktaya geldiğimi görmek beni mutlu ediyor. Ama geçmişi de çok düşünmeden yoluma devam ediyorum çünkü doygunluk duygusu sporcuları olumsuz anlamda etkileyebilir. Böyle güzel şeyler tabii ki insana güven veriyor ama daha ulaşılacak fazlasıyla hedefim olduğu için önüme bakmayı tercih ediyorum.

“ABD’de Okulda Başarılı Olmadan Basketbol Oynanmıyor”

Basketbol hayatını başarılı bir şekilde devam ettirirken bir yandan da okulda eğitim hayatına devam ediyorsun. Okul hayatı nasıl gidiyor? Basketbol ve eğitimden kalan vaktinde neler yapıyorsun?

Doğruyu söylemek gerekirse okul ve dersler bazen insanı delirtiyor ama basketbol oynayabilmek için derslerimi geçmem lazım. Bu nedenle her ne kadar zorlu, can sıkıcı dersler de olsa basketbol için elimden geleni yapıyorum ve derslerimi geçmeye çalışıyorum.

Basketbol ve okul dışında gerçekten tek yaptığım şey kendime zaman ayırmak ve dinlenmek. Canım sıkıldığında bazen yürüyüş yapmayı, ayrıca film izleyip video oyunları oynamayı da seviyorum.

Şimdiye kadar edindiğin tecrübeye bakarsan, Türkiye ile ABD arasında eğitim ve spor alanlarında ne farklar gözlemledin?

Gözlemlediğim en büyük fark, eğitim anlamında şu an çoğu insanın bildiği gibi Amerika’da, ders almadan ve geçmeden basketbol oynanamıyor ancak Türkiye’ de ders ve okul konusuna gelince, gidip gitmemen basketbolu hiçbir şekilde etkilemiyor.
Burada ki spor alanlarında, insanların ciddi sporcu olup olmamasının önemi olmadan gerçekten çok önem verdiklerini ve çalıştıklarını görüyorum. Herhangi bir branşta oynamayan birçok arkadaşım var ve haftada 1-2 farklı işte çalışmalarına rağmen spor konusuna gelince her gün gym’e gidiyorlar. Kimi basketbol oynuyor, kimi halter yapıyor, koşu yapıyor. Burada insanlar her ne kadar başka işlerle meşgul olsalar da gerçekten sporu çok daha seviyor ve spora önem veriyorlar. 

“Oyun Stilimden Dolayı Manu Ginobili’ye Benzetiyorlar”

Kariyerindeki bir sonraki ve en büyük hedeflerinden bize bahsedebilir misin? Kendine örnek aldığın bir basketbolcu var mı?

Hedefim, profesyonel basketbolcu olmak ve burada NBA’de oynamak. Sezon sonunda elimdeki opsiyonlarımı göreceğim ve kendim için en iyisi ne ise ona karar verip yapacağım. Şu an profesyonel konularını konuşmak için hala erken ama kafamdaki hedefler hiçbir zaman değişmedi.

Kafamda hiçbir zaman tamamen ‘bu isimli oyuncu’ gibi olmak istediğim birisi yok. Ben kendi stilimde oynuyorum ve herşeyimden memnunum. Sadece oyunlarını izlediğim ve beğendiğim, örnek aldığım oyuncular var. Burada oyun stilimin Manu Ginobili’ye benzetmelerinden dolayı özellikle kolej basketboluna başladıktan sonra benim Manu’nun oyununa konsantre olmam sağlandı. Manu Ginobili dışında Kobe Bryant’ı çok beğenmişimdir... Özellikle onun mentalitesini hep örnek almışımdır.

Kariyer hedeflerin arasında Türkiye’ye dönmek gibi bir planın var mı?

Bu konu hakkında ne diyeceğimi bilmiyorum çünkü dediğim gibi henüz erken. Sezon sonrası elimdeki bütün opsiyonları değerlendirip benim kendi geleceğim için en iyisi ne ise ona karar vereceğim.

“Buraya Gelmeden Önce Mental Olarak Hazır Olmak Gerekiyor”

Türkiye’den yüzlerce genç ve yetenekli basketbolcu her sene ABD’de spor ve eğitim hayatına devam etmek için uğraş veriyor. ABD’de Kolej Ligi’nde forma giydin ve şimdi de kariyerine NCAA Division 1’de başarılı bir şekilde devam ediyorsun. Kariyerini Amerika’da devam ettirmek isteyen basketbolu arkadaşlara önerilerin nelerdir? Buraya kendilerini hazırlamaları için neler yapmalarını tavsiye edersin?

Benim gözlemlediğim kadarıyla çoğu genç oyuncunun Amerika ya gelip basketbol oynama sevdasını biraz buranın vitrininden kaynaklandığını düşünüyorum açıkçası. Eğer Amerika’ ya gidip basketbol oynayıp vitrin yapayım diye düşünen genç arkadaşlar var ise, onlara söylemeliyim ki burada hayat pek de havalı, güzel ve kolay geçmiyor. Ne için gelmek istediğin ve hedeflerinin ne kadar belirli olduğu, burası için en önemli şey. Eğer gerçekten kafanızda başaracağınıza dair şüpheniz yoksa, kendinize güveniyorsanız ve bunu ailenize de kanıtlamışsanız, o zaman tabii ki de imkânları değerlendirin. Kimseler olmadan sorunlarınızı aşabileceğinize inanıyorsanız ne olursa olsun, eninde sonunda başarılı olursunuz.

Buraya gelirken dil konusuna gerçekten aşırı önem verin çünkü İngilizce bilerek gelmek sizi bir adım önde başlatır. Dil dışında mental olarak; dersler, basketbol ve insanlarla ilişkilerinizde zorlu dönemler yasayacağınızı ve bu sorunları yaşarken tek başınıza olacağınızı bilerek gelin. Eğer yaşayacağınız bütün sorunların sizin geleceğinizdeki hedefler uğruna değer olacağını düşünüyorsanız zaten eninde sonunda istediğinize ulaşırsınız. Son olarak, ABD’ye geldiğimde her ne kadar Galatasaray’da ve 16 Yaş Milli Takımı’nda oynamış olsam da ben Türkiye’de çok da bilinen bir oyuncu değildim. O yüzden buraya gelişimi yakınlarım dışında hiç kimse umursamadı. Böyle şeyler beni ilgilendirmedi çünkü ben burada iyi işler yapacağıma dair basketboluma ve kendime çok güveniyordum. Burada anlatmak istediğim şey kendine ve oyununa güven konusunun basketbolda en önemli olay olduğudur. Eğer buraya gelmek isteyen genç oyuncular da basketbol konusunda gerçekten iyi olduklarını düşünüyorlarsa ve kendilerinde potansiyel görüyorlarsa, öbür anlattığım hususları da doğru yaptıktan sonra neden başarılı olmasınlar?