Yağmur Kübra Taşar “Hedefim, Galatasaray’da Kalıcı Olmak”

Yağmur Kübra Taşar “Hedefim, Galatasaray’da Kalıcı Olmak”
Galatasaray Kadın Basketbol Takımı, bu sezon Sırp çalıştırıcı Marina Maljkovic önderliğinde bir yandan oldukça genç bir kadro ile Bilyoner.com Kadınlar Basketbol Ligi ve EuroCup Women’da şampiyonluk mücadelesi verirken, öte yandan da genç oyunculara önemli sorumluluklar dağıtarak, gelecek yıllara yatırım yapıyor. Takımın en genç oyuncularından biri olan 1999 doğumlu guard Yağmur Kübra Taşar da bu oyuncular arasında öne çıkanlardan biri. 17 yaşındaki oyuncu, sezon başından bu yana ligde 3, Avrupa’da ise 1 maçta sarı kırmızılı takım formasıyla süre buldu.
17 yaşında, daha yolun başında diyebileceğimiz genç bir oyuncusun. Basketbola başlama hikâyeni öğrenebilir miyiz?
Küçük yaştan itibaren babamla sürekli basketbol oynardım. Okul hayatıma başladığımda da aynı zamanda okul basketbol takımının antrenörlüğünü yapan sınıf öğretmenim beni izlemiş ve basketbol tarzım ile atışlarımı çok beğenmiş ve bu yüzden beni takıma çağırdı. Basketbol hayatım da bu şekilde başlamış oldu.
2013 yılında Şehit Öğretmenler adına süre aldığın 5 maçta, 135 sayı atarak; 27,8 sayı ortalamasını tutturdun ve Küçük Kızlar kategorisinde katıldığınız turnuvanın “Sayı Kraliçesi” oldun. Bu başarının sana ve basketboluna yansımaları nasıl oldu?
Bu performansımda ailemin yanı sıra antrenörüm ve takım arkadaşlarımın çok büyük emeği var. İlk 3 maçtaki performansımdan sonra antrenörümüz, takımın bütün hücum anlayışını benim üzerime kurguladı. Böylelikle maçları benim üzerimden oynadık. Daha sonra 3 büyük kulüp de beni istedi ve bu başarının yansıması olarak da şu an Türkiye Basketbol Ligi’nde sayısız şampiyonluk yaşamış Euroleague Women şampiyonu Galatasaray’da forma giyiyorum.
“3 Büyük Kulüpten de Teklifler Vardı”
Şehit Öğretmenler ’de oynarken elde ettiğin başarılarla dikkatleri üstüne çekmeye başladın ve daha sonra buradan Galatasaray altyapısına dâhil oldun. Bu süreç nasıl gerçekleşti?
Az önce de bahsettiğim gibi Şehit Öğretmenler ‘de başarımın ardından 3 büyük kulüpten de teklif aldım. Bu karar sürecinde, ailemle birçok unsuru değerlendirdik fakat benim için asıl belirleyici olan Galatasaray alt yapısında antrenörlük yapan ve aynı zamanda okulda da beden eğitimi öğretmenim olan Birtan Öztürk’ün ve Galatasaray Kulübü’nün bana karşı olan yaklaşımıydı. Bana daha yakın geldiler ve ben de tercihimi Galatasaray’dan yana kullandım.
Sarı-kırmızılı takıma dâhil olduktan sonra Yıldız Kızlar kategorisinde 5 kere Türkiye ve 7 kere İstanbul 1.’liği olmak üzere birçok başarı elde ettin. Genç bir sporcu için, sence küçük yaşlarda elde edilen bu başarıların gelecek adına katkıları var mı, varsa sence neler?
Altyapı kariyerim boyunca çalıştığım tüm antrenörler tarafından hep şampiyonluğa aç bir takım olarak yetiştirildik. Bütün çalışmalarımızı bu motivasyonla gerçekleştirdik. Bu anlayışla birlikte sürekli şampiyonluğa oynayan bir takım haline geldik ve bu da altyapıda bize çok sayıda başarıyı getirdi.
“Henüz Yolun Başında Bile Değilim”
2016-2017 sezonunda Galatasaray Kadın Basketbol Takımı’nın A Takım kadrosunda yer alıyorsun ve yavaş yavaş Kadınlar Basketbol Ligi ve Eurocup Women’da süre almaya başladın. Hayallerinin çoğunu gerçekleştirdin diyebilir miyiz yoksa senin için her şey daha yeni mi başlıyor? Gelecek için hedeflerin neler?
Henüz yolun daha başında bile değilim. Bu kadar kısa bir süre içerisinde Galatasaray A Takımı’nda yer almak benim için çok büyük bir onur. Bu fırsatı iyi değerlendirmeye çalışıyorum. Bu yüzden ekstra antrenmanlar yaparak kendimi bireysel anlamda da geliştirmeye çalışıyorum. Hedefim bu takımda kesinlikle kalıcı olabilmek.
Yurtdışında okul ve spor ikilisi daha dengede götürülebilirken, ülkemizde biraz durum farklı ve zor. Basketbol kariyerindeki bu güzel yükselişin yanı sıra eğitim hayatın nasıl gidiyor?
Akşam antrenmanlarımız olduğu zaman, sabahları okula gidiyorum. Okulda ise öğretmenlerim de bana sporcu olmamdan ötürü ekstra yardımcı oluyorlar. Gerekirse dersleri bana ikinci defa anlatıyorlar ve ekstra testler veriyorlar. Bu konuma gelmemde öğretmenlerimin de payı çok büyüktür. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Gerçekten okulda herkes beni ve diğer sporcu arkadaşlarımı ayrı bir yere koyuyor.
“Ailem, Benim İçin Çok Büyük Fedakarlıklar Yaptı”
Henüz gelişme çağında olan bir sporcu için ailenin desteği de çok önemli. Ailenin, hedeflerin doğrultusundaki katkılarını ve seninle olan paylaşımlarını anlatabilir misin?
Basketbol kariyerimde kısa zaman içinde önemli başarılar yakalamamdaki en büyük pay sahibi ailemdir. Eskiden Alibeyköy’de otururken, babam 40 senelik mahallesini bırakıp, benim için Florya’ya yerleşti. Ailemin, benim ve kardeşlerimin hayatında, benim basketbol kariyerim için çok büyük fedakârlıkları olduğunu söyleyebilirim.
Şutör guard pozisyonunda oynuyorsun ama altyapıda takımlarında zaman zaman fizik avantajından dolayı uzun forvet olarak da görev aldın. Bu durumun senin oyun çeşitliliğine nasıl bir katkısı oldu?
Hem oyun kurucu hem de forvet pozisyonlarında oynayabildiğim için, sahada neyi ne zaman yapacağımı çok iyi biliyorum. Savunmada rakip oyun kurucuyu savunurken ve hücumda hangi boşluklardan yararlanabileceğime karar verirken çok rahat hareket edebiliyorum. Böyle bir çeşitliliğe sahip olmam, benim sahadaki duruşumu da rahatlatıyor.
“Benim İçin Savunma, İyi Hücum Getirir”
Yağmur Kübra Taşar’ı izleyenler olarak hücumda olduğu kadar savunmada da başarılı olduğunu görüyoruz. Peki basketbolunda savunma, senin için ne ifade ediyor?
Benim için savunma, iyi hücum getirir. “Hücum maç kazandırır ama savunma şampiyon yapar” sözüne de tamamen katılıyorum. Eğer savunmam üst seviyede ise ve benim savunduğum oyuncu skor üretemiyorsa, kendi adıma dünyanın en iyi oyuncusu ben oluyorum.
Takımında Türkiye’nin en iyi oyun kurucularından birisi var, Işıl Alben. Böyle tecrübeli ve başarılı oyuncuyla aynı takımı paylaşmak nasıl bir duygu? Ayrıca Galatasaray’ın staffına Nevriye Yılmaz’da dahil oldu. Bunun Yağmur Kübra Taşar’ın basketboluna yansımaları ve katkıları oluyor mu?
Işıl Alben ile aramız çok iyi. Kendisinden çok şey öğreniyorum. Özellikle maç sırasında benchte, antrenörümüzün konuşmalarını bana tercüme ediyor. Sahada nasıl davranacağımı bana sürekli gösteriyor. Genç oyunculara fazlasıyla yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Nevriye Yılmaz’ın da yeniden takıma katılmasına, özellikle biz genç oyuncular olarak çok sevindik. Kendisi de, tıpkı Işıl Alben gibi bizlerin gelişiminde direkt rol oynuyor. İkisi de genç oyunculara çok cana yakın davranıyor. Işıl Alben gibi, Nevriye Yılmaz gibi büyük isimlerle aynı ekipte yer almak bizler için çok büyük bir şans.
Genç oyunculara sorulan tipik ama bir o kadar da önemli bir soruyu yöneltmek istiyorum. Kendine örnek aldığın -yerli ve yabancı olabilir- oyuncular var mı ve varsa neden o/onlar?
Türk oyuncu olarak kesinlikle Işıl Alben’i örnek alıyorum. Yabancı olarak da Tamika Catchings diyebilirim.
“Bu Takımda Ben de Buradayım Diyebildim”
Galatasaray’da gerek Avrupa’da, gerek Rio 2016’da birçok başarıya imza atmış Sırp Kadın Basketbolu’nun en başarılı koçlarından birisiyle, Marina Maljkovic ile çalışıyorsun. Bu açıdan bakarsak takım hakkındaki düşüncelerin ve takım olarak bu sezonki hedefleriniz nelerdir?
Baş antrenörümüz Marina Maljkovic, söylediğiniz gibi kariyerinde birçok başarının altına imza atmış bir isim. Saha içerisinde de bizlere olan yaklaşımı oldukça disiplinli. Takım olarak bizlerden istediği en önemli nokta her zaman sert olmamız ve özellikle savunmada baskın olmamız. Kendisi basketbolda savunmanın en büyük etken olduğunu bizlere her daim söylüyor. Genç oyuncuları hiç beklemedikleri anda bile oyuna alabiliyor.
Örneğin EuroCup ilk maçımızda TTT Riga karşısında beni hiç beklemediğim bir zamanda oyuna aldı. Çok heyecanlanmıştım. İlk sayılarımı kaydettiğimde emeklerimin karşılığını aldığımı hissetmek beni çok gururlandırdı ve geleceğim adına motivasyonumuartırdı. “Bu takımda ben de buradayım” diyebildim.
Takım olarak bu sezon için hedeflerimiz tabi ki tüm kulvarlarda şampiyonluk. Kendimi de şampiyonluklara çok aç hissediyorum ve bu şekilde motive oluyorum. Altyapıda birçok kez şampiyonluk sevinci yaşasam da A takım seviyesinde şampiyonluk yaşamak çok farklı bir duygu olacaktır. Ben ve benimle aynı yaş kategorisinde bulunan arkadaşlarım, yaklaşık 10 senedir oyuncu olabilmek için çabalıyoruz. Bu da bizim sahadaki hırsımızı olumlu yönde etkiliyor.
Ülkemizi altyapı milli takımlarında da temsil eden bir oyuncusun. Şimdiye kadar unutamadığın ya da senin için bir maç var mı? Ayrıca bu alanda başarılı bir oyuncu olarak forma giymeye devam edeceksin. Milli takım bazında da hedeflerin nelerdir?
Yıldız Milli Takım ile birlikte Polonya’da bir maçta gerideydik ve ben yarı sahadan bir basket kaydetmiştim. Bu basket, bizi geri getiren çok büyük bir unsur olmuştu. O andan itibaren büyük bir baskı ile oynayarak maçı geri çevirmeyi başarmıştık. O anları hiç unutamıyorum.
Ben milli takım bazında altyapı takımlarımızın, daha büyük başarılar elde etmesi gerektiğine ve de edeceğine inanıyorum. Ancak hepimizin çok daha fazla çalışması ve çok daha iyi olması gerekiyor. Ben de dâhil altyapı milli takımlarında yer alan tüm sporcuların üzerine koya koya ilerlemesi lazım ki bizler, A Takım seviyesine çıktığımız zaman şu an A Milli Takımımızın elde ettiği başarıları daha üst seviyelere çıkarabilelim.
Geçen sene yaz döneminde Galatasaray’da dönemin baş antrenörü olan Ekrem Memnun ile tanışmıştım ve kendisinden çok olumlu ve motive edici sözler duymuştum. Şu an A Milli Basketbol Takımının kendisinin yönetiminde olmasını kendim için bir şans olarak görüyorum. Zamanı geldiğinde ve A Milli Takım’da forma giyme şansı bana verildiğinde bu şansı en iyi şekilde değerlendireceğim. Bu şans bana verilene kadar da gerek kendi kulübüm Galatasaray’da, gerekse de altyapı milli takımlarında her zaman daha iyi olmak için çok çalışacağım.